Turkish Football

Türk Futbolu Üzerine Düşünceler...

21 Kasım 2005

Galatasaray-Fenerbahçe Derbisi

Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür! Spor basınının yönlendirdiği spor kamuoyunun durumunu açıklamak için ne kadar da uygun bir söz. Biz, futbolcunun bir hatası ile hain, başarılı bir hareketiyle de kahraman ilan edildiği ülkenin futbolseverleriyiz. Bizde dün, dün bile değil bugün ise manipülasyondur.

Biz yaptığı planlamanın sadece kısa vadeli sonuçlara ve bugüne dair olduğu ile övünen milli takım teknik direktörüne övgü düzülen ulusal medyanın manipüle edilen okurlarıyız. Bizi inandırmak kolaydır. Son cümlede, "kandırmak" sözcüğünü onuruma dokunduğu için kullanamadığımı da ifade etmek isterim. 12 hafta boyunca belli bir sisteminin olup olmadığı ile ilgili en ufak bir yorum bile yapamadığımız, defansı ve ortasahasının koordinasyonsuzluğu nedeni ile kendi tarihinde rakiplere pozisyon verme rekorları kıran bir takımımızın ligin en iyi takımı olduğuna bir maçta ne de güzel inanırız-inandırılırız.

Sözünü ettiğimiz takım; Galatasaray...

İstediği hiçbir futbolcuyu alamayan, kadrosundaki futbolcularına ödemelerini yapamayan, liderken bile oynadığı futbol ve kadro yapısı tatmin edici bulunmadığı için taraftarlarınca yönetimi protesto edilen futbol takımımız olan Galatasaray...

Bizim kamuoyumuzu skorlar ilgilendirir ama yanlış anlamayın bugünkü skorlar... Sonuçlar bir göstergedir ve en önemlisidir ancak dünkü sonuç da bir sonraki maçın sonucunu kestirmemize olanak sağlayabilecek performanslar da topyekün ele alındığında önemlidir ve gerçekleri görmemizi sağlayabilir. 34 maçlık bir maratonda ne bir galibiyet tek başına şampiyonluğu getirir ne de bir mağlubiyet şampiyonluğun kaçması anlamına gelir.

Galatasaray, Ç.Rizespor'u 3-0'la geçince yine bir sanal gerçekliğin oluşturulmaya çalışıldığı açıkça gözlemlenmektedir. Galatasaray'ın Ç.Rizespor maçında iyi bir futbol ortaya koyduğunu varsayarsak bu futbolu neden sadece bir maçta gösterebildiği tartışılmaya değer değil midir? Ve de ölçü 13 maçın sadece biri midir, bir futbol takımını değerlendirmek için o biri en son maç olsa dahi!

Gazeteci-Yazar Cengiz Çandar, benim de katıldığım bir yorumunda Fenerbahçe - Galatasaray kıyaslaması yapmıştı.
Yazısında Fenerbahçe'nin her kafadan ayrı bir ses çıkan kaotik yapısıyla Türkiye'ye benzediği Galatasaray'ın ise bir cemaat kültürü ile topyekün hareket edebildiğini vurgulamıştı. Bu yorum bu hafta da bir örneğini yaşayacağımız Fenerbahçe-Galatasaray tartışmalarının öncesinde durumu analiz etmek için önemli bir argüman olacaktır benim için.

Fenerbahçe Spor Kulübü tarihinin en iyi dönemlerinde bile en yoğun eleştiriyi Fenerbahçeli olarak bilinenlerden almaktadır. Fenerbahçe'nin bir maçında gerçekleşmiş tartışmalı bir pozisyon için hep farklı sesler çıkmıştır camiasından. Birisi "penaltı" derken diğer bir Fenerbahçeli "penaltı değil" der, hakemi beğenenler, beğenmeyenler ve vasat bulanlar olarak da çeşitlilik gösterirler.

Oysa Galatasaray bir cemaat gibi hareket eder ve ağız birliği etmişçesine kamuoyunda gündem oluşturmayı her seferinde başarı ile gerçekleştirir. Fenerbahçeli yazarların Fenerbahçe lehine yapılan hataları yazarken Galatasaray lehine yapılan hakem hatalarında söz birliği edemediği açıkça gözükürken Galatasaray yazarlarının bunun aksini yaptığını sıkça görürüz. Rakip takım lehine yapılan hataları hep birlikte seslendirip takımı lehine yapılan hataları görmezden gelen yazarlar Galatasaray yazarlardır çoğunlukla.

Ç.Rize-Galatasaray maçında Galatasaray'ın cezasahası içinde Ç.Rize'li futbolcu Serkan'a Altan'ın arkadan yaptığı hareketi, Fenerbahçe-V.Manisa maçında Luciano'nun Meduna'ya yaptığını düşünün! Pazar akşamı yayınlanan bütün spor programlarında ve pazartesi yayımlanan gazetelerin spor sayfalarında gündem bu pozisyon olmaz mıydı! Evet bütün Galatasaraylı yazarlar topyekün hareket ederek, söz konusu penaltı pozisyonu çerçevesinde gündem oluşturup, haksızlığın sona ermesi gerektiğini bütün hiddet ve şiddetleriyle vurgulamazlar mıydı! Ve Fenerbahçeli yazarların bazılarından da yorumlarına destek görmezler miydi! Emin olun görürlerdi. Peki ya şimdi! Ne pozisyonu konuşan G.Saray yazarı görebiliyoruz medyada ne de Fenerbahçeli yazarlardan topyekün bir tavır.

Burada savunduğum iki taraftan birinin tavrı değil. Ya da ilkelerinden biri tarafsızlık olan medyanın mensuplarını, tarafları ya taraftarlıkları ne olursa olsun, ilkesizliğe yönlendirmek de değil niyetim. Ancak spor basınının durumunu da açıkça ortaya koymadan medyadaki yorumları analiz etmenin, spor haberleri ve yorumlarını mutlak doğru olarak kabul etmenin yanlışlığını ileri sürmek için yukarıda belirtilenlerin yeterli olacağını düşünüyorum.

Galatasaray-Fenerbahçe maçına kadar önümüzde yaklaşık bir hafta var. İki takım arasında oynanacak maç için medyada bir çok yorum yapılacak ve tahminler adeta havada uçuşacak. Ben öncelikle iki takımın gücünü ve performansını nesnel verilerle ortaya koymak ve sonrasında kamuoyu oluşturma adına medyada neler olup biteceği ile ilgili geçmiş deneyimlerime dayanarak öngörülerde bulunmak istiyorum.

Evsahibi Galatasaray, sezona önemli bir yıldızını kaybederek başladı. Frank Ribery, Galatasaray'a bir işadamının katkısıyla 2004-2005 sezonunun ikinci yarısında transfer edilmişti. Alacaklarının ödenmemesini ileri sürerek sorunlu bir şekilde takımdan ayrıldı. Kolombiyalı kalecesi Mondragon, zorlukla ikna edilerek kamp süresine yetişemeden sezon başında ancak gelebildi. Song'un dönmeme kararından güçlükle vazgeçirilerek sezon başında takıma katıldığını da hatırlamak lazım. Bütün bunların yanında, transferleri düşünülen Pires, İnsua ve Denilson gibi isimleri ekonomik yapısı elvermediği için transfer edemeyen Galatasaray, transferin son günlerinde Sırp İliç ve Çek futbolcu Marek Heinz'yi transfer etti. İliç ve Marek Heinz geride kalan haftalarda kimi zaman ilk 11'de görev yaparken kimi zaman yedek kaldılar ve yönetim de bu transferler yüzünden bir çok eleştiri aldı. Önceki sezonlarda yetersiz oldukları düşünülerek kiralık olarak gönderilen Ümit Karan ve Saidou da yeniden kadroya dahil edildi.

Fenerbahçe ise Juventus'tan defansif ortasaha oyuncusu olarak tanımlanan Stephan Appiah'ı 8,5 Milyon Euro'ya kadrosuna dahil ederek sezona başladı. Altyapısında yetişen ve daha sonra kiralık olarak çeşitli kulüplerde oynayan futbolcuları, Olcan, Can ve Gürhan, Bursaspor'dan transfer edilen kaleci Serdar ve Konyaspor'dan transfer edilen Zafer Biryol da diğer transferleriydi Fenerbahçe'nin. Appiah, gerek şampiyonlar liginde gerekse Turkcell 1. Liginde gösterdiği performansla olumlu eleştiriler almaya devam ediyor. Kadroya genişlik katmak amacıyla yapılan diğer transferlerin performansları ve katkılarını da önümüzdeki günlerde daha net görebileceğiz.

Galatasaray 32 puanı 10 galibiyet iki beraberlik ve bir mağlubiyetle elde ederek ligde ikincilik koltuğunda otururken UEFA Kupası ilk turunda Norveç'in Tromsö takımına elenerek Avrupa'ya veda etmişti. Fenerbahçe ise iki beraberlikle başladığı ligde üst üste 11 maçta galip gelerek 35 puana ulaşarak namağlup olarak liderlik koltuğunda oturmaya devam ediyor. Fenerbahçe, Şampiyonlar liginde ise yaptığı 4 maçta 4 puanı 2 mağlubiyet 1 galibiyet ve 1 beraberlikle aldı ve şu anda grubun sonuncusu. Fenerbahçe'nin grup lideri PSV'yi 3-0 la geçtiğini ve grubun en güçlü takımı olarak lanse edilen AC Milan'a da son 3 dakikada yediği iki golle mağlup olduğunu da unutmamak lazım.
Fenerbahçe Türkiye Kupasına ise deplasmanda Ankaragücü'nü yenerek iyi bir başlangıç yaptı.

Avrupada zorluk derecesi yüksek olan 4 maç yapmasına, önemli sayıda milli futbolcusunun da yer aldığı milli maç trafiğine rağmen bu maçların öncesinde ve sonrasında yaptığı yaklaşık 10 lig maçını puan kaybetmeden atlatmasının Fenerbahçenin kadrosunun gücü ve formu açısından olumlu bir gösterge olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Fenerbahçe Spor Kulübü 8 yıldır aynı başkanla yönetilirken futbol takımının teknik direktörlüğünü de 3 yıldır aynı isim yapmaktadır. Fenerbahçe'de maç sonuçlarına da yansıyan futbol takımının kadro yapısındaki istikrarı sağlayan en önemli unsur da bu istikrarlı yapıdır.

Galatasaray ise UEFA Kupasında ilk turda elenerek bütün performansını lige yansıtma olanağına sahip olmuştu. Ligde oynadığı maçlarda hiç de azımsanmayacak puanlar almasına rağmen Avrupadan elenmesine de sebep olan futbol kalitesi ve yapılan transferlerin yetersizliği açısından özellikle taraftarlarınca yoğun protesto ve eleştirilere hedef olmuştu geride bıraktığımız haftalarda Galatasaray. Türkiye kupasında ise ikinci ligden Mersin İdman Yurdu ile kendi sahasında bir maç oynayan Galatasaray bu maçtan galibiyetle ayrıldı.

Bir tarafta istediği transferleri yapmış ve bundan sonrası için de istediği transferleri yapmaya muktedir olduğu düşünülen ve aldığı sonuçlarla da bu yorumları haklı çıkaran bir takım diğer yanda ise gerek performansı gerekse ekonomik durumu yüzünden kendi yöneticilerinin açıkladığı hedef isimleri transfer edememiş ve taraftarlarınca olumsuz eleştirilerle karşılaşan bir takım. Böyle bir tablo dünyanın neresinde ortaya çıkarsa çıksın yapılacak maç öncesinde favori bellidir. Her zaman favorilerin kazandığını iddia etmek futbolda cehaletten başka bir anlama gelmez ama çoğunlukla da kazanan favorilerdir. Söz konusu ülke Türkiye olunca ve maç da Galatasaray-Fenerbahçe maçı olunca favoriler kazanır demek güç tabi. Çünkü favori olan takımı belirlemek bizim kamuoyumuzda özellikle Galatasaray lobisince sanal gerçeklik temeline kolayca oturtulabiliyor.

Galatasaray-Fenerbahçe maçının sonucu ile ilgili değil de maç öncesi oluşacak kamuoyu ile ilgili benim öngörülerim. Galatasaray'ın Rize'de çok güzel bir futbol oynadığı, Galatasaray'ın çok güçlü bir forvete sahip olduğu, takımda ortasaha sorununun da artık çözüldüğü, defansının zaten Türkiye'nin en iyi defansı olduğu ve kalecisinin yetenekleri, futbolcularının birikmiş alacaklarının ödenme kararının alındığı ve böylece moral motivasyonlarının yükselmiş olduğu, Fenerbahçe'nin Milan maçında yorulacağı, Fenerbahçe'nin defansında hatalar yaptığı, Alex'in koşmadığı, Anelka'nın lig maçlarını ciddiye almadığı yorumları medyamızın dayanak olarak sunacağı gerekçelerden olacaktır Galatasaray'ın favori oluşuna.

Ç.Rize maçında gerçekleşen G.Saray lehine hakem hataları, Ç.Rize maçı öncesindeki 12 maçta sergilediği performans, UEFA kupasının en zayıf takımına elenişi, defansındaki Tomas'ın ligin başından bu yana gösterdiği formsuzluk, Song'un yaptığı ve hakem yorumcularının mutlak kırmızı kartlık olarak nitelediği sert müdahaleler, istenilen transferlerin yapılamayışı dolayısıyla baş gösteren kadro zaafı, futbolcuların alacaklarını alamaması ve bu yüzden takım içinde başgösteren huzursuzluklar, Fenerbahçenin kadrosunun gücü ve geride kalan haftalarda gösterdiği yüksek performans yorumları ise Galatasaray lobisinin değinmeyeceği ya da gözardı edeceği konular olacaktır.

Ve maç günü geldiğinde Galatasaray'ın favori olduğu sanal gerçekliği yine medyamıza egemen olacaktır...

Başarılı bir futbol takımı kurmak için; uzun vadeli planlama yapmanın, iyi futbolcular transfer etmenin, stad yapmanın, tesisleşmeye önem vermenin, iyi bir teknik direktörle çalışmanın, güçlü bir ekonomiye sahip olmanın ve bütün bunlarla birlikte istikrarlı bir yapıya kavuşmanın önemini unutup, Rize'de 3-0 galip gelmenin bütün sorunları nasıl çözdüğünü bu hafta hep beraber göreceğiz!

Tabi, er geç takke düşüp kel görünecek ama bu düzen de böyle gelmiş böyle gidecek...


Şakir SARI

9 Comments:

At 11:30 AM, Nisan 21, 2006, Anonymous İsimsiz said...

slm ben oguzhan osmaniyeden.bu derbi berabere bitecek.1-1.selamlarımı iletırım.

 
At 11:31 AM, Nisan 21, 2006, Anonymous İsimsiz said...

yıne benım oguzhan osmanıyeden.bu derbı kesın berabere.sonuç:1-1.

 
At 9:00 PM, Aralık 08, 2007, Anonymous İsimsiz said...

FENERİN AMIONA KOYUYUM

 
At 9:44 PM, Şubat 03, 2008, Anonymous İsimsiz said...

merhaba dostlarım ben bir dost galatasarayın amına koyayım galatasarayı sikeyim ben amını yırtayım.

 
At 11:12 PM, Şubat 27, 2008, Anonymous İsimsiz said...

galatasarayı çoooooook seviyorum ve bence siz önce terbiyenizi takınıp yazın insanlar sizin çirkin sözlerinizi dinlemek zorunda değil ayrıca GALATASARAY ennnnnnn büyük GS

 
At 9:30 PM, Nisan 23, 2008, Anonymous İsimsiz said...

lan bu alemde en buyuk fenrrbahçe lan godoş terbiyesiz olan gslilerdir önce sen ananın amına tak terbiyeyi sonra gel terbiyeden bahset amçık hoşafı siz hep provaktorcüler futbol düşmanısız ama bu bir gerçek yarın sizi sikeceğiz hehaha EN BUYUK FENERBAHÇE

 
At 1:59 PM, Nisan 24, 2008, Anonymous İsimsiz said...

bosuna konusmayın lan itler EN BUYUK GALATASARAY macın sonucunuda o kadr dusunmeyın yenen taraf aslan olucak kuş beyınler degıl kapişş

 
At 9:08 AM, Nisan 26, 2008, Blogger ultraslan said...

slm ben uA YANİ GSLİYİmm bu mac çok keyifli gececekkk özellikle lincoln intikamını alcakkk gol atarakk GALATASARAYI ŞAMPİYONLUĞA götürecekkk ben maçta alisamiyende olcam awazım cıkana kdr bağıracazzz :) en büyükk CİMBOMM

 
At 8:09 PM, Nisan 27, 2008, Anonymous İsimsiz said...

GALATASARA KÜFÜR EDENİN TTTTTTAAAAA AMINA KOYIM

 

Yorum Gönder

<< Home

web statistic